Rolling Stone

İLİŞKİ
Aşkın 7 Evresi

Çarpılma anından monotonluğa kadar aşkın her evresi

İlişkiler çoğunlukla baharlarda başlar. Şimdi sıra melankolik baharımızda! JOY, bu en güzel duygunun uzun süre canlı kalmasını sağlayacak öneriler sunuyor.

1. Evre: çarpılma faktörü

Bir bakış, bir gülüş, bir jest ve..."O" olabilir mi acaba? Uğruna her şeyi feda edeceğimiz adam... Bilim, seçim olayını dört faktöre bağlıyor:
Kişilik
Yüz hatlarına da yansıyan karakteristik özellikler uzun soluklu bir ilişkinin sinyallerini veriyor. Zıt kutupların birbirini çektiği durumlarda bile, aradaki farklılıkların bir süre sonra uyumsuzluk getireceği daha ilk karşılaşmada içgüdüsel olarak hissedilebiliyor. Uzun soluklu ilişkiler büyük fedakarlıklar gerektiriyor. Buna hazır olan erkek sayısı da çok az; genelde çoğu, yüzeysel ilişkilerle yetiniyor.
Görünüm
Vücut yapısı gizli ihtiyaçlarımıza yönelik ipuçları veriyor. Geniş omuzlu, yapılı bir erkek kadındaki korunma içgüdüsüne cevap verirken, ince bel, geniş kalça ve dolgun göğüsler kadının doğurganlığını vurguluyor.
Çocukluk Anıları
Geçmişte yaşananlar insanı iyi ya da kötü yönde, ama mutlaka etkiliyor. Anne, baba ve yakın olunan diğer kişiler çocuk üzerinde izler bırakıyor. Kişi hayatı boyunca hep o eski duyguları arıyor. Örneğin, sözü geçen bir baba, dominant bir anne ya da evde hakim şefkat duygusu.
Güven
Erkeğin sunduğu duygusal ya da finansal güven duygusu da kalbimizin daha hızlı çarpmasını sağlayabiliyor. Çekingen kişiler aktif bir partnerle daha mutlu olurken, daha uçarı olanlar, para biriktiremeyenler ise ayakları yere sağlam basan tipleri arıyor. Bunu kendimize itiraf etmekten hoşlanmasak da: Aşkta yanlış yoktur! Her kim sürekli yanlış adama tosluyorsa, ya derin duygulardan korkuyordur ya da aslında ciddi bir ilişki istemiyordur. Dolayısıyla, farkında olmadan hep kendisini hiçbir yere götürmeyecek erkeklere yönelir. Bu durumda hayal kırıklığı önceden programlanmıştır, zaten istenen de odur. Farkına varıp bu durumu değiştirme yoluna gitmek bir çare olabilir.

2.Evre: duygusal çarpışma
Sadece onu düşünüyorsunuz...İşyerindeki karmaşa umurunuzda değil, kendinizi Gisele Bündchen'den daha güzel hissediyorsunuz ve artık ne yemeğe ne de uykuya ihtiyacınız var. Sanki hava ve aşkla beslenebilirsiniz. Bilim bu sıradışı duruma temkinli yaklaşıyor ve aşık olma halini daha ziyade kimyasal bir reaksiyon olarak değerlendiriyor. Çünkü:
Feromon seksin kokusu olarak tanımlanan salgıdır ve hayallerimizin erkeği karşısında duyduğumuz coşkuyu arttırmaktan sorumludur.
Adrenalin seviyesi yükselir ve algı hiç olmadığı kadar berraklaşır. Ayrıca vücutta heyecan verici bir hormon kokteyli oluşur. Bunun sonucunda:
Endorfin salgılanması neticesinde açlık hissi minimuma iner.
Feniletamin hormonu uykuya duyulan ihtiyacı azaltır.
Oksitosin ise cinsel isteğimizi en üst seviyeye çıkarır.
Bütün bu mutluluk hissiyle birlikte elbette akıl da tamamen devre dışı kalmamalı. En iyisi erkeğe biraz aklıselimle yaklaşmak. Bunun için:

- Olayın bütününü oyun olarak görün.
- Sizin yaptığınız her hamle karşısında yaşadığı şaşkınlığın keyfini çıkarın.
- Arzulu bakışlarına cevap verin.
- Duyduğunuz ilginin ciddiyetini ona hissettirin.
- Onunla konuşun ama kesinlikle onu da içine kattığınız ümitlerinizden ve hayallerinizden bahsetmeyin. Oyunu kazanmak istiyorsanız bir sonraki hamlenizi belli etmemelisiniz.

3. Evre: aşk mı macera mı

Sizi el üstünde tuttuğu iki heyecan verici haftadan sonra... Artık onu sürekli özlüyor ve her an yanınızda olmasını istiyorsunuz... Şimdi onun sadece sizin olması için ne yapmanız gerektiğini düşünmelisiniz. Temkinli yaklaşanlar, aşkın yavaş yavaş büyüdüğüne inanıyor. Onlar için ilk görüşte aşk diye bir şey yok. Kendilerini duygularına çabuk kaptıran, tutkulu kişilerse buna karşı çıkıyor. Tabii bu durumda iki tarafın birlikte bir şanslarının olup olmaması da bu tutku ve heyecanın derecesine bağlı. Örneğin, çok çekingen biriyseniz ve karşınızdakinin beklemeye tahammülü yoksa, sabrını taşırabilirsiniz. Aynı şekilde, fazla coşku da karşınızdakini korkutabilir.
Bırakın, olayların ilerleyiş hızına hayallerinizin erkeği karar versin! Ama bir yandan sezgilerinize de kulak vermeyi ihmal etmeyin. Fazla coşkulu davranırsa onu yumuşak ama net bir hareketle frenleyin. Kendi duygularınızla ilgili yanılmamak için şu detayları gözden geçirin:

- Çevresini sıkıcı ve sinir bozucu değil zenginleştirici buluyorsunuz.
- İşten ya da spordan kan ter içinde geldiğinde bile kokusu sizi rahatsız etmiyor.
- Keyfi yerinde olmasa da onunla olmak hoşunuza gidiyor.
- Yanındaen utanç verici durumlarda bile rahatsınız.
- Birbirinizle konuşuyorsunuz, ama birlikte susabiliyorsunuz da.
- Onu olduğu gibi kabul ediyorsunuz ve istediğiniz yönde
değiştirmeye çalışmıyorsunuz.
- Sırf onu mutlu etmek için pek istemediğiniz bir şeyi yapabilirsiniz.

4.Evre: yakınlık kurma
Güzel geçen bir aydan sonra... Artık öyle bir noktadasınız ki, yirmi dört saat dip dibe olmaktan hem mutlusunuz hem de sürekli kaçış planları yapmaktasınız. Bir yandan o yanınızda olmadığı an nefes bile alamıyorsunuz, bir yandan da içten içe ya özgürlüğünüzü ya da hayallerinizin erkeğini kaybetmek zorunda kalmaktan korkuyorsunuz. Şimdi kendinize sormanız gereken soru şu: Aşk size göre ne kadar yakınlık ve ne kadar bireysellik kaldırır? Aşağıdaki altı öneri dengeyi kurmanıza yardım edecek:

1. Kendinize karşı dürüst olun. Eğer fazla ödün verirseniz uzun vadede mutlu bir ilişki yaşayamazsınız.
2. Hayran olduğunuz adama mümkün olduğu kadar gerçekçi bir gözle bakmaya çalışın. Eğer sizin için değişeceğini düşünüyorsanız kendinizi kandırıyorsunuz demektir.
3. Kendi özel alanınızı koruyun, onun da kendininkini korumasına izin verin. Eskisi gibi kendi arkadaşlarınıza, hobilerinize zaman ayırmayı ihmal etmeyin.
4. Geleceğinizi düşünün. Onun kariyer hedeflerini, aile kurma hakkındaki fikirlerini öğrenmeye çalışın. Bu konularda birbirinden çok ayrı fikirlere sahip çiftler mutlu olamıyor.
5. Geçmişini araştırın. Arkadaşlarından ve ortak tanıdıklarınızdan, tabii fazla belli etmeden, sizden önceki ilişkileri ve genellikle neden bittikleri konusunda bilgi almayı deneyin.
6. Onsuz hayatın nasıl olacağını hayal etmeye çalışın. Kulağa acımasız gelse de bir artı, bir de eksi listesi yapın. İki listeyi yakın bir arkadaşınızla tartışın. Eğer artılar ağır basıyorsa kendinizi sevgilinizin kollarına atın.

5.Evre: zevkte doruk
Ve üç ay sonra... Bir süredir aynı yatağı paylaşmaktasınız. Birbirinizi okşadınız, hissettiniz, birbirinizin tadına baktınız. Tedirginlikler, utanmalar, yanlış yapmaktan korkmalar geçti. Artık birlikte yaşayacağınız yepyeni deneyimlere hazırsınız.

- İnternetten birlikte sipariş edeceğiniz ya da bir sex-shop'tan alacağınız seks oyuncaklarını deneyebilirsiniz.
- Sevgilinizi daha önce olmadığı bir şekilde çılgına çevirin. Lou Paget'in "İyi Sevgilinin Oyun Kitabı" bu konuda iyi bir rehber olabilir.
- Korunma konusunda sorumluluğu paylaşın. Alacağınız zevki arttıran, renkli, kokulu çeşit çeşit prezervatifi deneyin. Birlikte HIV testi yaptırın. Jinekoloğa giderken onu da çağırın.
- Fantezilerinizi kulağına fısıldayın. Özellikle de gerçeğe dönüştürmeye hazır olduklarınızı.
- Öğle tatilinde ofisine yapacağınız bir ziyaretle ya da evde bir striptiz gösterisiyle onu şaşırtın. Ona erotik anlamlara çekilebilecek mesajlar gönderin. Erkeğinize yatakta da sizden iyisini bulamayacağını gösterin.

6.Evre: sana mı, bana mı
Eğer sabah banyonuzda gömleğim neden ütüsüz diye söylenmeye başladıysa... Birlikte yaşama işini ciddi ciddi düşünme zamanı gelmiş olabilir. Gerçekten birlikte yaşamak istiyor musunuz? Yirmi dört saat birbirinize tahammül edebilecek misiniz? Bu sorulara verdiğiniz cevap evetse, aynı eve taşınabilirsiniz demektir. Ama şu noktalara yine de dikkat etmelisiniz:

- Birlikte yaşayacağınız evi seçerken BİLİNÇLİ olun. Büyük ve makul kiralı olmasının yanında işinize de uzak mesafede bulunmamalı. Yoksa bazen kalacak yer bulmanız gerekebilir!
- Kira kontratına dikkat edin. Sevimsiz bir ayrılık sonucu sokakta kalmak istemiyorsanız, anlaşmayı ona göre düzenleyin.
- Kaçış noktalarınız olsun. Evde istediğiniz an kendi başınıza kalabileceğiniz bir alanınız olmalı. Stüdyo tipi daireler çok sevimli görünebilir, ama dar mekan ilişkilere iyi gelmez.
- Eğer ikinizden birinin evine taşınılacaksa, yeni gelecek olanın eşyalarına yer açın. Kimse kendi evinde misafir pozisyonunda kalmak istemez.
- Tarz konusunda ısrarcı olmayın. Hem onun hem sizin kendi sevdiğiniz eşyaları koyabileceğiniz ayrı birer köşeniz ya da odanız olsun.

7.Evre: gündelik hayat

Yaklaşık altı ay sonra... Gündelik hayat ilişkinizin içine sinmeye başlamıştır. Artık birbirinizi tanıyorsunuz. Siz onun bütün huysuzluklarını biliyorsunuz, o da sizinkileri. Bilimsel olarak o aşk sarhoşluğunuz da geçmiş durumda, çünkü hiçbir bünye o dönemdeki hormon pompalamasını uzun süre kaldıramaz. Peki, bu artık her şeyin sıkıcı, monoton hale geleceğini mi gösterir? Elbette hayır! Büyük aşkınızı böyle bir kalemde gözden çıkaramazsınız. Duygularınızı ateşleyecek yeni formüller bulmalısınız:

- Sürprizler hazırlayın. Sevişmeyi siz başlatın, seks sırasında yeni oyunlar deneyin. Mum ışıklı akşam yemekleri ve hafta sonu kaçamaklarıyla ilişkinize renk katın.
- Dizginleri gevşek bırakın. Arkadaşlarıyla dışarı çıkmasına, kendine program yapmasına izin verin (tabii abartmasına değil!). İlişki içinde kendini özgür hissetmesini sağlayın.
- Kıskançlığınızı bastırın. Arada bir gözünün seksi hemcinslerinize kaymasına göz yumun. Görsel boyutta kaldığı sürece bu küçük göz kaçamaklarının bir zararı olmaz. Terapistler ve cinsellik uzmanları birlikteliklerin üzerinde çalışılması gerektiği, ilişkilerin bu şekilde gelişeceği kanısında. Bu da sadece aşka güvenip kendinizi bırakmamak gerektiği anlamına geliyor. Sevmek biraz da çaba sarf etmeyi, ilişkiyi geliştirmeyi ve hayal gücü kullanmayı gerektiriyor. Bir de, aşk için her zorluğa dayanmak şart!







sayı:7



Yorum sayısı: 0 



 
 

Joy'a
Abone Olun

Siz de çok özel fırsatlarla yepyeni bir dünyaya adım atın!

DİĞER İLİŞKİ HABERLERİ